AYDINLATILMIŞ ONAM

14 Aralık 2015
1 Yorum

Medikolegal Açıdan Hasta Onamı

Trakya Üniversitesi Sultan II. Beyazıd Külliyesi “Sağlık Müzesinde” yer alan Rıza Senedi (Hasta Onamı), bize 16 yüzyılda hasta ile doktoru arasındaki ilişkiye iyi bir örnektir.

pic1

Burada; “Şer’ iyye Mahkemesinde hasta, şahitler huzurunda tedavisi veya ameliyatı için belirledikleri ücret karşılığında hekim veya cerrahı kiraladığını ifade eder, hekim veya cerrah da kendini hastaya kiraladığını onaylar,  Hasta tedavisi veya ameliyatı sonunda sakat kalır ya da ölürse akrabalarının kan ve diyet davası açmamaları için şahitler huzurunda bir senet imzalar

Burada da gördüğünüz gibi Ülkemiz için Hasta Onamının temelini teşkil eden ilk sözleşme 1600’ lü yıllarda kurulmuş, daha sonra 1928 yılında Resmi Gazetede yayınlanan 1219 sayılı TABABET VE ŞUABATI SAN’ATLARININ TARZI İCRASINA DAİR KANUN ile  Cumhuriyet dönemine aktarılmıştır.

Bu kanunun 70.  Maddesi de;  Tabipler, diş tabipleri ve dişçiler yapacakları her nevi ameliye için hastanın, hasta küçük veya tahtı hacirde ise veli veya vasisinin evvelemirde muvafakatını alırlar. Büyük ameliyei cerrahiyeler için bu muvafakatin tahriri olması lazımdır. (Veli veya vasisi olmadığı veya bulunmadığı veya üzerinde ameliye yapılacak şahıs ifadeye muktedir olmadığı takdirde muvafakat şart değildir.) Hilafında hareket edenlere ikiyüzelli Türk Lirası idarî para cezası verilir.” denilmektedir.

Temelde iki ana başlık üzerine kurulmuş olan Hasta Onamında, ilk basamak hastanın bilgilendirilmesi, diğeri ise hastanın rızasının alınmasıdır. Aydınlatılmış onamın geçerli olabilmesi için bu iki başlığın mutlaka yerine getirilmesi gereklidir.

Günümüzde gelişen tıp bilimi ile “Aydınlatılmış Onam” üzerinde çeşitli değişiklikler yapılmak ile birlikte temel iki kural hiç bir zaman değişmemektedir.

Tıp Hukukunda tartışılan en önemli konu onamın alınmasında yaşanan sorunlardır. Onam (Rıza) sözlüğü alınacak, yazılımı alınacak yoksa farazi rıza kabul edilebilir mi? Bugün yerleşik medikolegal kurallar içerisinde acil haller durumunda Farazi Rıza, cerrahi bir girişim sırasında Yazılı rıza ve bu iki hal dışında her halde Sözlü Rıza alınmalıdır.

Bugün Rızanın alınmasında tartışılan en önemli konu, sözlü rızanın sınırıdır. Nereye kadar sözlü rıza nereye kadar yazılı rızadır. Burada benim görüşüm “invaziv girişim” adını verdiğimiz kişiye acı veren ve vücut bütünlüğünü bozacak her türlü girişimde (ameliyat, apse açma, bir kesinin dikilimesi, vb.)  yazılı rızanın alınması gereklidir onun dışında sözlü rızanın yeterli olacağıdır.

Prof.Dr.Ali Rıza Tümer

11/12/2015

aliriza

Your Turn To Talk