BİLİRKİŞİLİK

3 Kasım 2015
54 yorum

Wooden justice gavel and block with brass

Wooden justice gavel and block with brass

BİLİRKİŞİLİK VE ETİK

 

Prof. Dr. Ali Rıza Tümer

Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp AD Başkanı

 

Bilirkişilik bugün içerisinde sorunları biriktiren ve bu sorunlar ile birlikte büyüyen bir yapıdır. Gerek Adalet Bakanlığı gerekse de sivil toplum kuruluşları bu alandaki sorunları ortadan kaldırmak için birçok çaba harcasa da ne yazık ki bilirkişilik ülkemizdeki hukuk sisteminin zayıf ayaklarından biridir.

Bu durumun çeşitli nedenleri vardır. Bu nedenlerin başında Etik ve Ahlaki sorunların geldiğini ne yazık ki görmekteyiz.

Etik ne demektir?

Felsefenin önemli bir kolu olan Etik, en basit tanımıyla Yunanca ethos yani “töre” sözcüğünden türetilmesi dikkate alındığında bir töre bilimidir. Etik ve Ahlak sıklıkla beraber anılır ancak temeline bakıldığında yanlışı doğrudan ayırabilmek amacıyla ahlak kavramının doğasını anlamaya çalışır.

Etiğin kanunlardan farkı yazılı kuralları yoktur.

Bilirkişilik açısından baktığımız zaman Hukuki Ehliyete sahip olmayan kişilerin bilirkişilik yapamayacağı, kamu görevlilerinin bağlı bulundukları kurumla ilgili davalarda bilirkişilik yapamayacağı, hastayı son tedavi yapan hekimin otopsi yapamayacağı, kamu ve mesleki hizmetlerden yasaklı olan kişilerin bilirkişilik hizmeti yapamayacağı ve üç yıllık meslekî deneyime sahip olmayan kişilerin bilirkişilik yapamayacağı kanunlarda yer almaktadır.

Ancak Etik ve dolayısı ile ahlak açısından değerlendirdiğimiz zaman Bilirkişiliğin doğal olarak yazılı kuralları yoktur.

Diğer alanlarda olduğu gibi Bilirkişilik alanında da, ahlak değerleri, anlayışlar ve düşünceler alışkanlığın ve geleneğin etkisi ve gücüyle bir toplumsal bilinç biçimini oluşturur. Bu bilinç biçimi toplumun içerisinde yer eder. Yer eden bu bilinç biçimi içerisinde ne yazık ki ulusal ve uluslararası etik normlarına uymayan durumlar bizim pratik yaşantımızda karşımıza çıkabilmektedir.

Bilirkişiyi etik dışı davranmaya sevk eden nedenler incelendiğinde;

  1. A) Bilgisizlik ve yetersiz eğitim en önemli kısmını oluşturmaktadır. Bilirkişi kendi ile ilgili alanlarda değerlendirme yapmak zorundadır. Ne yazık ki ülkemizde kendi eğitim alanı ile ilgili konularda görüş bildiren bilirkişilere sık rastlanılmaktadır.
  2. B) Dikkatsiz rapor hazırlanması diğer sık karşılaşılan sorunlardandır. Bilirkişi raporu mahkeme pratiğinde, hakime yol gösteren en önemli basamaklardan biridir. Dikkatsiz ve lakayıt hazırlanan raporlar hem yargılama sürecini geciktirmekte hem de mahkemeyi yanlış yönlendirmeye yol açabilmektedir.
  3. C) Baskı altında yapılan değerlendirmeler ve yazılan raporlar. Bilirkişi yapacağı değerlendirmede tamamı ile kendini hür hissetmeli ve yapacağı değerlendirme yalnızca bilimsel verilere dayanmalıdır. Özellikle meslek kayırmaları bilirkişi için yapılması beklenmeyen bir durumdur. Bunun dışında siyasi, dini, kurumsal baskılar ile karşı karşıya kalan ve değerlendirmelerinde bağımsız olamayacağını düşünen bilirkişi mutlaka ilgili dosyadan çekilmelidir.
  4. D) Hızlı – aşırı para kazanma isteği de bilirkişiyi etik dışı yollara sürükler. Bilirkişilik bir Adli Tıp Uzmanlığı dışında bir meslek değildir. Bilirkişilik hizmetini verir iken kişiler sahip oldukları bilgileri mahkemeye vermek için belli bir ücret karşılığında bir anlaşma yaparlar. Bilirkişilik hizmeti içerisinde bu ücretin daha fazla olmasını sağlayacak yöntemlerin seçilmesi etik olarak bilirkişiyi yanlış yollara sokar. Taraflar ile görüşme bu yolların en tehlikelisidir.
  5. E) Taraflara sempati ve/veya kin duyguları ile yaklaşmak bilirkişilik ahlakına aykırı bir durumdur. Tıbbi bilirkişi, bazen bir cinsel suça bulaşmış kişi ile ilgili rapor hazırlamak zorunda kalır iken, bazen de cinsel suç mağduru/mağduresinin muayenesini yaparak sorulacak sorulara cevap vermek zorunda kalabilirler. Bu nedenle bilirkişi raporu hazırlar iken kendinden istenen görev kapsamını tam ve doğru olarak anlamalı ve bu görevi bilimsel kuralların dışına çıkmadan yapmalıdır. Bilirkişi eğer görevlendirildiği dosyada, bilirkişi raporu hazırlayacağı kişilerin sosyal durumlarını dikkate alarak rapor hazırlar ise büyük bir hata yapar.
  6. F) Bilgisi olmadığı bir raporu imzalamak durumu genellikle birden fazla bilirkişi atanması durumunda sık yapılan bir etik hatadır. Bilirkişi kendi meslek gurubundan veya diğer meslek guruplarından bilirkişiler ile birlikte çalışmak zorunda kalabilirler. Aynı dosya üzerinde görüş bildirecek bilirkişilerin birbirleri ile ilişkilerini düzenleyen kanun maddeleri yoktur. Bu ilişkiler ancak etik yollar ile kurulur. Bir

bilirkişinin hiç okumadığı ve görüş bildirmediği bir raporu mahkeme kaleminde imzalamasının bilirkişi etiği açısından ne kadar uygunsuz olacağı kuşkusuzdur.

  1. G) Bilirkişinin raporunun zamanında hazırlamasıda etik sorunlardan biridir. Bilirkişi hazırlamak ile yükümlü olduğu raporu mümkün olduğu en kısa zamanda hazırlamalıdır. Adaletin gecikmesinin en önemli nedenleri arasında bilirkişi raporlarının geç mahkeme’ ye gelmesi olduğu bilinen bir gerçektir. Bu nedenle bilirkişinin mümkün olan en kısa zamanda raporunu hazırlaması, hukuki bir yükümlülük olduğu kadar etik bir sorundur.

 

Yukarıda sözü edilen Etik sorunların giderilmesi özellikle toplum içerisinde yer alan yerleşik yanlış bilinç durumunun ortadan kalkması için bazı önlemlerin alınması gerekir. Bunda en önemli husus etik kuralların oluşması ve ahlaki baskının oluşabilmesi için meslek odalarının bilirkişlik alanına daha fazla çekilmesi ve bilinen yerleşik kuralların ortadan kaldırılabilmesi için bilirkişi eğitimlerinin yoğunlaşması gerekir.

Bilirkişilik Kanun Tasarısı Taslağı

Adalet Bakanlığınca hazırlanan Bilirkişilik Kanun Tasarısı taslağı 18/05/2015 tarihinde tüm Kamu Kurum ve Kuruluşlarının görüşüne sunulmuştur.

Adalet Bakanlığı “bilirkişilik için etkin ve verimli bir kurumsal yapı” oluşturulmasını  amaçlanmış ve bu amaç ile Kanunlar Daire Başkanlığında Ülkemizde görev yapan Adli ve İdari Yargı Üyeleri,  Hukukçular, Adli Tıp Uzmanları, Sivil Toplum Kuruluşlarından oluşan bir  danışma kurulu oluşturarak görüş almıştır.

Sonuçta oluşturulan bu kurumsal yapı Adalet Bakanlığı’nın idari yapısı içinde oluşturulmuasına karar verilmiştir.

Bu kurumsal yapı,

  1. a) Bilirkişilerin zorunlu temel ve mesleki eğitime tabi tutulmasına
  2. b) Yapılacak eğitim sonunda bir sınava,
  3. b) Bilirkişilik listesinde yer almayı hak edenler denetim ve performans ölçütüne tabi tutulmasına,
  4. c) Bilirkişiliğin gerçek kişi yanında tüzelkişilerce de yapılabileceği düzenlemelerine yer vermiştir.

Adalet Bakanlığı bünyesine yapılan toplantı içerisinde Prof.Dr. Ali Rıza Tümer tarafından Tıp Bilimi içerisinde Bilirkişilik Sorunları ve çözüm önerileri isimli bir sunum gerçekleştirilmiştir.

Yapılan toplantılar sonucunda Adalet Bakanlığı Kanunlar daire başkanlığı tarafından oluşturulan kanun taslağı http://www.adalet.gov.tr/Tasarilar/bilirkisilik_tasarisi.pdf adresinden ulaşılabilir.

aliriza

Your Turn To Talk