Prof.Dr. Ali Rıza Tümer’ in Adli Tıp ve Adli Bilimler Alanında yaptığı Basın Söyleşisi

1) Merhaba Ali Rıza Bey öncelikle kendinizden bahseder misiniz?

Ben 1987 yılı Ankara üniversitesi Tıp Fakültesi Mezunuyum. İlk Önce Genel Cerrahi daha sonra Adli Tıp Uzmanlığı yaptım. Şu anda Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Öğretim Üyesi olarak çalışmaktayım.

2) En temel tarifiyle adli bilimler nedir?

Adli Bilimlerin çeşitli tarifleri vardır.

Bunlar,

– Mahkeme tarafından kullanılan bilim,

– Hukuk fakültesinden mezun olan bir hukukçunun bilmediği her konuyu içeren bilim,

– Mahkeme ve soruşturmalarda bilimsel ve temel bilgiler sağlayarak Adaletin doğru işlemesinde önemli rol oynayan bilim, şeklinde sıralanabilir

Kanımca, Adli bilimlerin iş kapsamını, Adli Bilimlerin İngiliz literatüründeki karşılığı olan “Forensic Science” kelimeleri ile daha iyi açıklanabilir. “Forensic” Latince de forum kelimesinden köken almakta ve “mahkemeye ait, mahkemede  kullanılmaya uygun” anlamındadır. Burada önemli olan kelime “Science” yani bilimdir. Bilim, Türk Dil Kurumu tarafından “Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi, ilim.” olarak tarif etmiştir. Sonuçta Adli Bilim, Mahkemede kullanılmaya uygun bilgiyi sağlayan bilim dalı olarak tanımlanabilir.

3) Son zamanlarda Türk dizilerinde de olmak üzere özellikle yabancı dizilerde polislerin, adli bilimlerin her alanına hakim olduğunu görüyoruz. Sizce bu mümkün müdür? Sizin bu konu hakkındaki görüşünüz nedir?

Adli bilimler görev sahasını karşılayan bilim adamının kendi görüşlerini mahkemede savunabilecek bilgi donanımını verecek eğitim düzeyine sahip olması gerekmektedir. Birçok kişi bu bilim sahasına, televizyonlarda yoğun olarak gösterilen programlardaki adli bilimler ve adli bilimler ile ilgilenen kişilerin özellikleri ile ilgi duymaktadır. Ancak bu tür programlar, ilgili bilim dalında toplumun eğitilmesi amacını taşımayıp, yalnızca gösteri temeline dayanmaktadır. Çok yaygın olan bu televizyon programları ile toplumun büyük bir kısmı çok sayıda yanlış bilgi ile donanmaktadır. Toplumlarda yerleşen bu yanlış bilgilendirme Adli Bilimlere duyulan ilgilinin artması yönünde olumlu bir etki sağlarken, Adli Bilimler sahasında eğitimin çeşitlenmesi ve kavram kargaşası yönünden sıkıntı yaratmıştır. Televizyonlarda gösterilen programlar Adli bilim sahasında çalışan kişilerin olay yeri analizinden, suçlu kişilerin tabanca ile etkisiz hale getirilmesine kadar geniş bir yelpazede iş gördüklerini yansıtmak ile beraber, gerçek hayatta bu söz konusu değildir. Televizyon ve bu konuda yazılmış kitaplar bir kişinin Adli Bilimler sahasında birçok bilim dalında bilirkişi vasıflarına sahip olduğunu belirtmek ile beraber, gerçekte her bir bilim dalı özeldir ve bu konu hakkında bilirkişilik vasfına erişmek için kişinin yıllarca o konuda eğitim ve uygulama yapması gerekir ve televizyon kahramanları gerçekten bilirkişi olarak fikir iddia ettikleri bilim sahalarında eğitim sahibi olsalardı, kariyerlerinin başlama yaşı olarak seksenli yaşlar olması gerekirdi. Adli Bilimler sahasında Lisans, Yüksek lisans ve Doktora eğitimleri; Bir taraftan hızlı bilgi akışı sonucunda bilim dallarının daha spesifik alt uzmanlık dallarına ayrılarak özelleşmesi, diğer taraftan da popüler Televizyon programları ve romanlarda yer alan, her şeyi bilen kahramanlar, yetiştirmek üzere kişilere genel bilgi aktarımı arasında bir tercih yapmak zorunda kalmıştır.

 

4) Adli bilimin içerisinde hangi bilim dalları yer almaktadır?

Dünyada Adli bilimler eğitiminde sıkıntılar 1900 yılların sonuna kadar devam etmiş ve özellikle Amerika Birleşik Devletlerinde Adalet Bakanlığının 2004 yılında oluşturduğu “Education and Training in Forensic Science” raporu ile bu konuya bir aydınlanma getirilmiştir. Bu raporda belirtilen en önemli husus, “Adli Bilim” kelimelerinin bu bilim dalını tarif eden bir çatı olduğu, bu çatının altında laboratuarlar, olay yerleri vb. Sahalarda çalışacak kişilerin “kriminolojist”, olarak lisans, yüksek lisans ve doktora programlarını tanımlamasıdır. Rapor, Adli Bilimler sahasında çalışan ve geleneksel kriminoloji sahası içerisinde yer almayan Adli Tıp, Adli Diş Hekimliği, Adli Antroploji, Adli Entomoloji, Adli Seroloji, Adli Palinoloji vb. bilim dallarının eğitim ve uygulamalarının ilgili bilim dalları tarafından yapılmasını ve değerlendirilmesini önermektedir. Adli Bilimler sahasının mutfağı sayılan “kriminalistik” fiziksel, biyolojik ve kimyasal verilerin saptanması, toplanması, tanımlanması, kimliklendirilmesi, yorumlanması ve Adli bilimler sahasında kullanılabilecek bir formasyona getirilmesi olarak tanımlanır. Bu terminoloji ilk olarak Hans Gross tarafından “ Handbuch fur Untersuchungsrichter als System der Kriminalististik ” isimli kitapta kullanılmıştır. Gross, kitabında, bir adli soruşturmanın bazı teknik yönlerini ortaya koyabilecek ve bilimsel olarak açıklayabilecek kişilere ihtiyaç olduğunu ve bunların özel eğitimli olması gerektiğini vurgulamıştır. Bu yaklaşım Avrupa da rağbet görerek, doğal bilimlerin teknik ve araçlarını, suçun araştırılması için kullanmayı hedefleyen profesyonel kişileri yetiştirmek üzere çok sayıda Adli Bilimler Enstitüsü açılmıştır. Ülkemizde de Avrupa ile paralellik göstererek 1982 yılında İstanbul Üniversitesi ve 1983 yılında da Ankara Üniversitesi bünyelerinde Adli Tıp Enstitüleri açılarak farklı bilim dallarında lisans eğitimi alan kişilere, Adli Bilimler sahasında lisans üstü eğitim ve doktora eğitimi yapmalarına olanak sağlanmıştır. Bugün, Ülkemizde Ankara, İstanbul, İzmir, Adana, Eskişehir ve Trabzon da bulunan üniversitelerin Adli Tıp- Bilimler konusunda yüksek lisans ve doktora eğitim programları mevcuttur. Zaman içerisinde Adli bilimler ve kriminoloji sahasında oluşan mesleki terminoloji zenginliği, çalışan profesyonel kişilerin bile üzerinde tam anlaşma sağlayamamalarının yanında, olaya özellikli olamayan kişiler açısından kavram kargaşası doğmasına neden olmuştur. Bu terminolojideki kavram kargaşası eş zamanlı olarak eğitim sahasında da bir karışıklığa neden olmuştur. Özellikle ülkemizde; yapılan yüksek lisans ve doktora eğitimleri sonucunda “Adli bilimler Uzmanı” kimliğini kullanan değişik meslek gruplarından uzmanlar türemiştir. Bu kavram kargaşasının oluşmasına neden olan en önemli etken, Adli Bilimler dalını oluşturan ilgili bilim dallarının birçok sahada konu itibari ile iç içe olmasıdır.

 

5) Peki Adli Bilimler kapsamındaki görev yapan kişilerin eğitim ve iş sahaları nelerdir?

Olay yeri Araştırmacısı; Olay yerini araştıran kişiler, televizyon filmlerinde gösterilenin aksine, sivil değil, resmi görevli kişilerdir. Ülkemizde bu görevi yerine getiren kişiler ya polis ya da jandarma içerisinde yer alan olay yeri araştırma birimi görevlileridir. ABD de Olay yeri görevlisi olan polislerin özel bir lisans eğitimi yoktur. Ancak, eyaletler göre değişiklik göstermek ile beraber polislik mesleğinin 7. senesini dolduran ve amirleri tarafından önerilen kişilerin yoğun bir eğitim programından sonra yapılan sözlü ve yazılı sınavdan sonra başarılı olmaları sonucunda bu sahada çalışmasına musahade edilmektedir. Eğitim sürecinde parmak izi, kan ve diğer biyolojik sıvılardan özellikle DNA çalışılması amacı ile olay yerindeki delillerin saptanması ve örneklenmesi, delillerin fotoğraflanması, kanıtların kurallarına uygun toplanması, kayıt altına alınması ve laboratuara gönderilmesi konularında eğitilirler. ABD de görevli olay yeri polislerinin görev dağılımı içerisinde olay yerinin gözlemlenmesi ve kanıtların toplanması yer alır iken, olayın soruşturulması konusunda bir sorumlulukları yoktur. Adli Laboratuar Çalışanı (Criminal İnvastigate Analyst, Forensic Scientists); Sıklıkla polis ve jandarma bünyesinde bulunan laboratuarların yanında, Adli bilimler ile ilgili üniversite, enstitü ve kurumların laboratuarlarında çalışan kişilerdir. Kendilerine olay yerinden gönderilen materyallerin analizi yaparak bir rapor ile kanıt hakkındaki görüşlerini yazılı olarak bildirirler. Polis veya jandarma değillerdir. Sivil kişilerdir. Bu sahada çalışan kişiler genellikle fen bilimlerinde temel lisans eğitimi almış kişiler olup, en az 4 sene bu laboratuarlarda çalıştıktan sonra Adli bilimci ünvanını almaktadır. Adli Laboratuarlarlar uzmanlık sahalarına göre alt birimlere ayrılırlar. Bunlar Adli Biyoloji; Kurban veya zanlıdan alınan vücut sıvıları ve saç gibi biyolojik materyal yolu ile kimliklendirme, özellikle DNA analiz yönteminin uygulanması. Adli Kimya; Olay yerinde bulunan biyolojik olmayan cam, sıvı, katı materyalin tanımlar. Adli Toksikoloji; Vücut sıvılarında ilaç ve alkol tespiti, toksinlerin kişi üzerindeki etkilerini tanımlar. Yazılı belge incelemesi; Elde bulunan dökümanların ve yazıların analizi ile hangi araç cıığı ile kimin tarafından hazırlandığını inceler. Yangın incelemeci ve Balistik incelemesi; Kısa ve/veya uzun namlulu silahların balistik incelemeleri ile yangın yerinde olay öncesini inceler. Sıklıkla Mühendis veya fizik eğitimi almış kişilerdir. Adli Tıp Uzmanı; Ülkemizde Adli Tıp, Tıp fakültesi bitiren bir hekimin uzmanlık dalı olarak seçtiği bir bilim dalıdır. Ülkemizdeki uzmanlık eğitim süresi 4 sene olup, bu süre içerisinde Tıp doktoru olan uzmanlık öğrencisinin alması gereken eğitim programı Adli Tıp Uzmanları Derneği tarafından standardize edilmiş ve Avrupa da verilen Adli Tıp eğitimi ile korele hale getirilmiştir. Adli Tıp uzmanı, ülkemizde ölümle sonuçlanan adli olgularda ölü muayenesi, makroskobik ve mikroskobik otopsi, klinik adli tıp hizmeti yoluyla, cinsel suçlar, çocuk istismarı, adli psikiyatri ve yaralanma olgularını değerlendirir. Adli Diş Hekimliği Uzmanı; Diş izlerinin tanımlanması ve kimliklendirme konusunda adalet sistemine yardımcı olan Adli Diş Hekimliği konusunda, ülkemizde, bazı Diş hekimliği Fakültelerinde Adli Tıp- Adli Diş Hekimliği dersi şeklinde lisans eğitimi verilmektedir. Bunun dışında ülkemizde Adli Diş Hekimliği konusunda Yüksek Lisans ve Doktora programı mevcut değildir. Avrupa ve Amerika da Adli Diş hekimliği eğitimi değişik programlardan oluşmaktadır. Ortak olan nokta, diş hekimliği fakültesinden mezun olan bir diş hekiminin en az 5 yıl düzenli olarak bu sahada çalışması, diğer ilgili Adli Bilimler sahalarındaki kurslara katılması ve American Board of Forensic Odontology, British Association for Forensic Dentistry, Australia Society of Forensic Density, vb. konu ile ilgili uzmanlık dallarının yapacağı sınavlardan başarılı olunması sonucunda Adli Diş hekimi unvanına hak kazanmasıdır. Avrupa ve Amerika da Adli Diş hekimleri sıklıkla konsültan olarak hizmet vermek ile birlikte tüm zamanını bu sahada harcayan diş hekimleri de mevcuttur. Ülkemizde Adli Diş Hekimliği konusunda bir Yüksek Lisans ve Doktora programı mevcut olmadığı gibi, diş hekimlerinin de bu sahaya ilgisini artıracak destekler mevcut değildir. Adli Antropoloji Uzmanı; Adli Antropoloji, Antropoloji biliminden köken alan metotları kullanarak, adli olarak incelenmesi gereken kemiklerden; yaş, cinsiyet, boy, travma analizi ve hastalık gibi durumları değerlendiren bilim dalıdır. Adli antropolog sıklıkla Adli Tıp uzmanı, diş hekimi ve kriminolojist (Olay yeri inceleme uzmanı) ile beraber çalışarak ölünün kimliği, travma varlığının saptanması, postmortem süre vb. Konularda çalışma gösterir. Günümüzde yüzün yeniden yapılandırılması sahasında Adli Antropologların çok başarılı çalışmaları vardır. Adli Antroploji sahasında ülkemizde çok başarılı bilim adamları konsültan veya tam zamanlı olarak çalışmaktadır. Değişik üniversitelerde Adli Antropoloji kursları düzenlenir iken halen ülkemizde bu sahada bir lisansüstü eğitim mevcut değildir. Avrupa ve Amerika da bu saha da uzmanlaşmak isteyen Antropologlar lisansüstü eğitim ile eğitimlerini tamamlamaktadırlar. Adli Tıp, Adli Diş Hekimliği, Adli Antropoloji gibi, Adli Entomoloji, Adli Seroloji, Adli Palinoloji, Adli Bilişim, vb. uzmanlık dallarının eğitimleri kendi uzmanlık dalı içerisinde olmalı ve Adli Laboratuarlara yardımları tam zamanlı veya kısmi zamanlı çalışma şeklinde olmaktadır.

aliriza