TRAFİK KAZASI GEÇİREN VE YARALANAN KİŞİLERİN TAZMİNAT DAVASI İÇİN ALACAKLARI MALULİYET RAPORUNDA DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR

HUKUKÇULARIN TRAFİK KAZALARINA BAĞLI YARALAMALI DURUMLARDA AÇTIKLARI TAZMİNAT DAVALARINDA ADLİ TIP AÇISINDAN DİKKAT ETMELERİ GEREKEN HUSUSLAR

 

Prof. Dr. Ali Rıza Tümer

Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp AD Başkanı

 

Trafik Kazası geçiren ve bu kaza sonucu yaralanan bir kişinin bu yaralanmadan dolayı Tazminat talebine başlamadan önce hukukçuların şahısların dikkat etmesi gereken hususlar;

  1. A) Meydana gelen yaralanma sonucunda oluşan sekelin veya maluliyetin kalıcı vasıfta olması gerekir. Bazen hem hastalar hem de olay ile ilişkili hukukçular bu maluliyetin kalıcılık kazanmasını beklemeden rapor almak istemektedirler. Bu durum kişilerde tekrar tekrar muayene edilmeye neden olabilmektedir. Adli tıp uygulamalarında bazı durumlarda klasikleşmiş iyileşme dönemleri beklenir, örneğin sinir yaralanmalarında 18 ay, kemik kırıklarında 12 gibi. Ancak her vaka kendine özeldir ve bazı durumlarda bu beklemeye gerek duyulmadan karar verilebilir. Örneğin bir kaza sonrası medulla spinaliste tam kesi gelişen kişi için 18 ay beklenmesi gerekmez. Bu ayrımın yapılması ve karar verilmesi kesinlikle Adli Tıp Uzmanının kontrolündedir. Hukukçuların kaza sonucu tazminat işlemlerine başlamadan önce bu hususu mutlaka bir Adli Tıp uzmanına hastasını danışması gerekir.
  2. B) Kaza ile Maluliyeti oluşturacak yaralanma arasındaki illiyet in kurulması gerekir. Bu durum hukukçu, hasta ve Adli tıp uzmanı açısından en önemli sorundur. Genellikle karşı taraf tarafından iddia edilse de yapılan maluliyet muayenesi sırasında illiyeti kuracak ve kaza sırasında tutulan tıbbi belgelerin Adli Tıp Uzmanına sunulması bu sorunu çözmede büyük kolaylık sağlar. Ancak yine de kazanın şiddeti ile ters orantılı yaralanma durumları ile karşılaşılabilmektedir. Bu durumlarda mutlaka detaylı bir muayene esasdır.
  3. C) Maluliyet hesaplamasında kullanılacak cetveller konusunda hukukçunun bilgili olması gerekir. Yaralanma sonucu hastanın Hastaneden almış olduğu rapor “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları” hakkında yönetmeliğe bağlı bir rapordur. Bilindiği gibi hem Yargıtay hem de Sigorta Tahkim Kurulu yaralı kişilerde oluşan maluliyeti 11 Ekim 2008 tarihli ve 27021 Sayılı Resmî Gazetede yayınlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre düzenlenmesini şart koşmaktadır. Avukatlar ve bu alanda çalışan hukukçular bu iki cetvelin farkını iyi bilmeli ve aynı kişide farklı oranların çıkması durumunda müvekkilini iyi yönetmelidir.

Önerim bir yaralanma durumunda yola çıkar iken mutlaka Adli Tıp Uzmanında 11 Ekim 2008 tarihli ve 27021 Sayılı Resmî Gazetede yayınlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre bir rapor alınmasıdır.

  1. D) Bakıcı Giderlerinin hesaplanmasında kullanılan “Bakıcı ihtiyaç süresi” halen trafik kazası sonrası mahkemeye gelen raporlarda unutulan bir husustur. Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı ihtiyaç süresi olarak tanımlanan bu süre travma sonrası bir başkasının bakımına muhtaç olduğu dönemdir. Bu dönem; kişinin giyinme, beslenme, kişisel hijyen(bakım), tuvalet bakımı, fonksiyonel mobilite vb. günlük yaşam aktivitelerini sağlayamadığı ve temel bakımını yardımsız yerine getiremediği, başkasının bakımına muhtaç olduğu süreyi tanımlamaktadır. Bu süre kişide meydana gelen tıbbi rahatsızlığın şiddeti ile doğru orantılıdır. Bu nedenle bu sürenin saptanması kişinin beyanı yanında Adli Tıp uzmanının değerlendirmesi ile gerçekleşir.
  2. E) Geçici iş göremezlik süreside yine tartışmalı kavramlarda bir tanesidir. Genel anlamda Travma sonrasında oluşan klinik tablonun tıbbi açıdan iyileşmesinin tamamlandığı süre olarak ta tanımlanabilmektedir. Bu sürede hastanın istirahat ve iyileşme sürecinde olup çalışamayacağı kabul edilmektedir. Bu dönem, olay tarihinden itibaren fiziksel ve ruhsal bütünlük olarak çalışabilir bir duruma gelebileceği ana kadar geçen süreyi kapsar. Bu süre sonucunda kişi eğer var ise mesleki yaşantısına dönebilir. Geçici iş görmezlik süreside aynı bakıcı ihtiyaç süresinde olduğu gibi kişide meydana gelen tıbbi rahatsızlığın şiddeti ile doğru orantılıdır. Bu nedenle bu sürenin saptanmasında kişinin beyanı ve aldığı istirahat raporlarını belgelemesi önemlidir. Adli Tıp uzmanı bu süreyi değerlendirir iken bu belgeleri hastadan ister.

 

 

aliriza