Trafik ve Alkol

3 Kasım 2015
69 yorum

2

TRAFİK VE ALKOL

Prof. Dr. Ali Rıza Tümer
Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanı
Hacettepe Üniversitesi Alkol ve Madde Bağımlılık Merkez Başkanı

Ülkemizde ve birçok ülkede alkol sosyal hayatın bir parçası olarak sayılması nedeni ile kişilere kanındaki alkol düzeyi belli bir miktarı geçmemesi koşulu ile trafikte vasıta sürmesine müsaade edilir. Ancak bu durum son zamanlarda alkol aleyhine değişim göstermiş ve başta kamu görevi yapan kişilere alkollü araba kullanmasına müsaade etmemişler daha sonra tüm sürücüler için sıfır tolerans felsefesini uygulamışlardır.

Ülkemizde bu düzey Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 97. maddesinde düzenlenmiş olup kamu taşımacılığı yapan taksi, dolmuş otomobil, minibüs, otobüs, kamyon, çekici gibi araç sürücüleri hariç olmak üzere 0,50 promil (50 mg/dL) olarak belirlenmiştir.

5237 sayılı yeni Türk Ceza Kanunu ile birlikte alkollü araç kullanan kişilere ceza, bir yaptırım da getirilmiştir. Bu suç “Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma” başlığı altında tanımlanmıştır. Bu Yasanın 179/3. maddesinde yer alan suçun oluşması için sürücünün alkol veya uyuşturucu madde etkisi ile ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına rağmen araç kullanması” gerekir şeklinde bir tanımlama yapılmıştır.

Bu kanun maddesi ile  belli bir düzeyin üzerinde alkollü iken araç kullanan sürücüler,  tespit edilmeleri halinde ehliyetlerine el konulmasının yanında cezai bir süreç ile de karşı karşıya kalabilmektedir.

5237 sayılı yeni Türk Ceza Kanunun 179/3. Maddesinde yapılan tanımlama da ne yazık ki bir alkol derecesi alt limiti belirtilmemiştir, bu nedenle “sürücüde saptanan alkol miktarının sürüş güvenliğini ortadan kaldıracak düzeyde olup olmadığı” konusunda sıklıkla mahkemeler Adli Tıp uzmanlarından bilirkişi görüşüne başvurur.

Kişide saptanan alkol miktarı değerlendirmelerde çok büyük önem taşımaktadır. Alkol miktarını ölçen yöntem özellikle Adli Tıp açısından önemlidir.

18.05.2007 tarihine kadar geçerli olan Karayolları Trafik Yönetmeliğinde “itiraz halinde yapılacak ikinci ölçümün kandan yapılması” gerekliliği getirilmiş iken, 18 Mayıs 2007 tarih, 26526 Sayılı Resmî Gazete yayınlanan Karayolları Trafik Yönetmeliği’nde yapılan bir değişiklik ile bu gereklilik  kaldırılmıştır. Yönetmelikte belirtilen teknik özelliklere sahip olmayan cihazlarla yapılan ölçümlere vaki itirazlar ile mütecaviz davranışlarda bulunulması veya cihazla ölçüme mukavemet gösterilmesi gibi durumlarda ise sürücülerin Adli Tıp Kurumu, adli tabiplik veya Sağlık Bakanlığı’na bağlı resmi sağlık kuruluşlarına olay anından itibaren en geç iki saat içerisinde sevk edilerek yönetmelikte belirtilen teknik özelliklere eşdeğer özelliklerdeki teknik cihazlarla veya kan aldırmak suretiyle alkol tespitleri yaptırılır şeklinde yapılan tanımlama ile alkol ölçümleri düzenlenmiştir. Yönetmelik “sadece yaralanmalı ve ölümle sonuçlanan trafik kazalarında; yaralının durumunun aciliyeti gibi sebeplerle teknik cihazla ölçümün mümkün olmaması halinde ölçümün kan almak suretiyle yapılması” gerektiği belirtilmektedir.

Bu aşamada Alkolün ilk tespit aşaması olan solunum yolundan alkol değerinin saptanması, yani halkımızın “alkolmetre” olarak tanımladığı yöntem önem kazanmaktadır. İçilen alkolün küçük bir miktarının herhangi bir değişikliğe uğramadan solunum havası ile atılması ve solunum havasındaki bu alkolün ölçümü ile kandaki alkol belirlenebilmesi temeline dayanan bu yöntemdedir.

Soluk havasında ölçüm yapan bu cihazlar;

  1. a) Girişimsel olmayan daha kolay örnek alımı,
  2. b) Analizin ve sonuçların raporlanmasının hızlı olması,
  3. c) Sonuçları konusunda artan yasal destek ve kabullenme,
  4. d) Uygulayıcıların eğitimlerinin kolay olması,
  5. e) Taşınabilir olması nedeniyle olay yerinde ölçüm yapma olanağı sağladığından alkollü olduğu tespit edilen bir sürücünün daha fazla başkaları için tehlikeli olmasının engellenmesi, idrar, kan gibi biyolojik sıvıların toplanması ve saklanmasındaki sağlık risklerini taşımaması, biyolojik örneklerin alınması ve saklanması sırasında gerekli olan uzman personel ve laboratuvar sarf malzemesine ve ihtiyaç duyulmaması nedeni ile tercih edilir.

Soluk havasında ölçüm yapan bu cihazlar, ne yazık ki her zaman doğru sonuç vermezler. Doğru sonuç vermemesinin çeşitli nedenleri vardır. Bu nedenler kullanılan alet’ den kaynaklanan ve kişiden kaynaklanan nedenler olmak üzere ikiye ayrılır.

Alet den (alkolometreden)  kaynaklanan nedenler içerisinde; kullanılan aletin ısıtılması,  ağız alkolünü tespite yarayacak eğim detektörü içermemesi, cihaza üflenecek minimum süre ve hava miktarının bilimsel olarak gerekli miktarın altına düştüğünde ölçümü gerçekleştirmesinin engellenmemesi, radyo frekanslarının ve elektromanyetik cisimlerin yarattığı interferansı anlayarak bu yönde uyarı verebilen detektör içermemesi, barometrik basınçölçer ile dış ortam basıncını ölçerek otomatik doğrulama yapma yeteneğinin olmaması, alkol miktarı önceden bilinen standart karışımlar ile her ölçüm öncesinde doğrulama testi yapılmaması yanlış pozitiflikler oluşturabilir.

Kişiden kaynaklanan nedenlere gelindiğinde; bazı hastalıklar, kullanılan bazı ilaçlar, bazı gıdalar yanlış pozitif sonuçların çıkmasına neden olabilir.

 

aliriza

Your Turn To Talk